Bitkiler Acıyı Hisseder mi?

“Bitkiler acıyı hisseder, bitkileri de yeme o zaman” önermesiyle hemen hemen bütün veganlar karşılaşmıştır. Genelde bu durum vegan olmayan kişinin az önce...
daha fazlası

    Haber Başlıkları

    Üçüncü Türkiye Vegan Yaşam Kampı Başlıyor!

    Pandemi nedeniyle bir süre aranın ardından, 3. Türkiye Vegan Yaşam Kampı 9-10-11 Temmuz tarihlerinde Assos Çanakkale’de gerçekleştirilecek. Kamp, vegan...

    Tofu Yemekleri: Evde Deneyebileceğiniz İki Tarif

    Marine edilmiş tofu mu tofulu hamburger mi? Hangisini seçtiğiniz fark etmez, ikisinde de parmaklarınızı yiyeceğinizden eminiz! Bugün yazımızda, tofulu yemeklerinize nasıl...

    Seyahat Ederken Yanınızda Bulundurmak İsteyeceğiniz 5 Vegan Atıştırmalık

    Seyahat halindeyken ya da bir işle uğraşırken kuru meyveler ve kuru yemişler harika atıştırmalıklar halini alıyor. Ama kabul...

    Kremasız, Tam Kıvamında: Sütsüz Brokoli Çorbası Tarifi

    Özellikle sebze çorbalarına ilave edilen kremaya veya süt, size çok ağır geliyorsa, yemeklerinizden önce hafif ve lezzetli bir başlangıç hazırlamak istiyorsanız gelin...

    Toplumsal Başkaldırı Olarak Veganlık ve Vejetaryenlik

    İnsan her fırsatta, karşısındakine üstünlük kurmaya çalışan bir yaratık. Bu tutkunun kendini gösterdiği bir alan da gıda tercihleri. Böyle bir ortam ve toplumda veganlık ve vejetaryenlik konularını tartışmak şüphesiz ateşten gömlek giymek gibi. Dr. Candan Türkkan’ın beğenerek okuduğum yazısından yola çıkarak fikirlerimi anlatmaya çalıştım.

    “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!” Kim demiş bilmiyorum ama kimsenin de güçlü bir şekilde itiraz edeceğini sanmıyorum. Neleri yiyip yemediğimiz, ne tür gıda ve yemekleri sevip sevmediğimiz bireysel tercihlerin sonucu olduğu kadar, hatta daha büyük ölçüde, sosyoekonomik durumumuz ve toplumsal-kültürel şartlanmalarla ilgili. Öte yandan insan, var oldukça, eline geçen her fırsatta, karşısındakine üstünlük kurmaya çalışan bir yaratıktır. Bu tip karşısındakini domine etmeye çalışma tutkusunun kendini gösterdiği bir alan da gıda tercihleri…

    Böyle bir ortam ve toplumda veganlık ve vejetaryenlik konularını tartışmak şüphesiz ateşten gömlek giymek gibi. Mizanplas sitesinde yazısını beğenerek okuduğum Dr. Candan Türkkan bunu yapmış. Kısa yazısında konuyu tüm boyutlarıyla inceleme gibi bir niyeti olmamış. Özellikle de veganlığın ‘özgürleştirici bir felsefe’ olması anlamında etik temelleri, yazının kapsamı dışında.
    Öte yandan, Dr. Türkkan’ın yazısı ilginç gözlemleri ve sorduğu sorularla dikkatimi çekti. Sizinle paylaşmak istedim.

    Et yemek bir hak mı yoksa imtiyaz mı?

    İki önemli soru sormuş yazar: Et ve/veya hayvansal ürünler yemeyi reddetmek, bireyin bireyselliğini yinelemesi ve toplum otoritesine kafa tutması anlamına geliyorsa, et ve hayvansal ürünler tüketmek de toplumsal kaide mi sayılır? Et yemek bir hak mı yoksa imtiyaz mı?
    Yazar konuyu kadın hakları, liberalizm, sınıfsal köken bağlamında tartışmış. Bu sorulara kesin yanıt verme iddiasında bulunmamış ama hayvan sömürüsüne karşı mücadelenin, eğer buzdağının altındaki üretim ilişkilerini irdelemezse, insan sömürüsüne göz yumabildiğine dikkat çekmiş.
    ‘Kadın hakları’ dedim. Vegan çevrelerde iyi tanınan Carol Adams’ın ünlü çalışması ‘Sexual Politics of Meat’ (Etin Cinsel Politikası, Ayrıntı Yayınları), et yemekle erkek egemenliği arasında şiddet üzerinden bağ kurar. Adams’a göre gerek kadın-erkek ilişkileri gerekse et yemek kurumsallaşmış, adeta ‘normalleştirilmiş’ şiddet üzerine kurulu.

    Ama toplum bu şiddeti görünür kılmamak için elinden geleni, bilinçli veya bilinçsiz, ardına koymuyor. Mesela yemek yerken koyun ve kuzudan ziyade kuşbaşı, kıyma ve biftekten bahsederiz. Böylece koyunu kuşbaşı haline getirmek için gerekli olan katliam ve parçalama, düşüncelerimizin dışına çıkmış, normalleşmiş ve bizi rahatsız etmez hale gelmiş olur.
    Veganlık ve vejetaryenlik işte tam da buna başkaldırır. Et yememek, hayvansal ürünleri yemeyi reddetmek, şiddetin bu görünmezliğini görünür hale getirmek, iktidara karşı bireysel olarak başkaldırarak direnmektir.

    Toplumsal başkaldırı olarak veganlık ve vejetaryenlik

    Evrensel gerçeklerden uzak varsayımlar

    Anladığım kadarıyla Adams için et yemeyi reddetmek, bir kadın için aynı kıyma olan kuzu gibi erkeğin elinde, onun oyuncağı ve doymak bilmez arzusunun nesnesi olmayı reddetmek demek.
    James McWilliams, ‘The Evidence for a Vegan Diet’ (Vegan Diyet İçin Kanıt) yazısında ise konuya erkek egemenliği yerine kapitalist sistem açısından yaklaşıyor. McWilliams’a göre kurumsal gıda endüstrisinin en büyük korkusu ‘yerel, sürdürülebilir, etik şartlarda yetiştirilmiş hayvansal ürünlerin tüketiminin yaygınlaşması’ değil, ‘insanların hayvansal ürünleri tüketmekten vazgeçmesi’.

    Candan Türkkan bu görüşlere saygı duyuyor ama tarihsel-toplumsal ve sınıfsal açıdan irdeleyince, konunun çok boyutlu ve ideolojik açıdan cazip bulacağımız (ya da nefret edeceğimiz) bazı genellemelerin sınırlamaları ve başka gerçekleri maskeleyebileceği de ortaya çıkıyor.
    Maskelenen gerçeklerin başında, birçok veganın gönül rahatlığıyla tükettiği sebze ve meyvelerin, özellikle ABD’deki kaçak işçi çalıştırmaya dayalı üretim koşullarının, en az hayvan bazlı üretim sistemleri kadar insan sömürüsüne dayalı olduğu olgusu yatıyor. Et tüketmenin bir toplumsal kaide ve et yemenin bir hak olduğu gibi varsayımlar da, tamamen yanlış olmasa da, evrensel gerçekler olmaktan çok uzak.

    Örneğin Budistler hiç et tüketmiyor. 19’uncu yüzyıl İngiliz işçi sınıfında ise et, sadece pazar günleri yeniyor. Ama sadece erkekler tüketirken, evin kadını, hamile bile olsa, ekmek ve reçele talim ediyor. Yazının bütününü okuyup bu ciddi konuyu serinkanlılıkla tartışmak lazım. Benim şahsen yapabileceğim tek genelleme şu: Yetişkin bir bireye, o fikrinizi sormadan, ne yiyip yiyemeyeceğini söyleyip bedenini kontrol etmeye çalışmak hiç kimsenin haddine olmamalı…

    Latest Posts

    Üçüncü Türkiye Vegan Yaşam Kampı Başlıyor!

    Pandemi nedeniyle bir süre aranın ardından, 3. Türkiye Vegan Yaşam Kampı 9-10-11 Temmuz tarihlerinde Assos Çanakkale’de gerçekleştirilecek. Kamp, vegan...

    Tofu Yemekleri: Evde Deneyebileceğiniz İki Tarif

    Marine edilmiş tofu mu tofulu hamburger mi? Hangisini seçtiğiniz fark etmez, ikisinde de parmaklarınızı yiyeceğinizden eminiz! Bugün yazımızda, tofulu yemeklerinize nasıl...

    Seyahat Ederken Yanınızda Bulundurmak İsteyeceğiniz 5 Vegan Atıştırmalık

    Seyahat halindeyken ya da bir işle uğraşırken kuru meyveler ve kuru yemişler harika atıştırmalıklar halini alıyor. Ama kabul...

    Kremasız, Tam Kıvamında: Sütsüz Brokoli Çorbası Tarifi

    Özellikle sebze çorbalarına ilave edilen kremaya veya süt, size çok ağır geliyorsa, yemeklerinizden önce hafif ve lezzetli bir başlangıç hazırlamak istiyorsanız gelin...

    Sizin İçin Seçtiklerimiz

    Şimdi Gelelim Kuru Fasulyenin Faydalarına

    Kuru fasulye, doyuruculuğu, bol enerji vermesi ve tabii ki ekonomik olması nedeniyle mutfaklarımızda en çok tercih edilen gıdalar arasında başı çekmektedir. Tam...

    Evde Defne Yaprağı Yakmanın İnanılmaz Faydaları

    Defne yaprağı artık sadece yemeklerde kullanılmıyor. Antik Roma ve Yunanistan’da da defne yaprağı tıbbi amaçlarla kullanılıyordu. Şimdi ise yemeklerde kullanılmasının yanı sıra...

    Mahlep Ağacı ve Meyvesinin Faydaları

    Gülgiller ailesinden olan mahlep  boyu 10 metreye kadar yükselebilen beyaz çiçekleri olan mahlep ağacından elde edilen kiraz ağacına benzeyen yabani kiraz olarak...

    En Güzel Vejeteryan İçecek: Muzlu Kakaolu Smoothie

    En Güzel Vejeteryan İçecek: Muzlu Kakaolu Smoothie Tek kişilik Malzemeler:

    Mide Rahatsızlığına Beyaz Leblebi

    Beyaz leblebi üretiminde kabuğu soyulmayan ince kabuklu nohutlar tercih edilmektedir. Beyaz leblebinin beyazlığı kullanılan nohutun kendi yapısından kaynaklı doğal bir beyazlıktır. Nohut taze...